Yaşasın Sinema!

Blog yazmanın ne kadar zor olduğundan bahsetmiş miydim?

Biliyorum bir önceki yazıya da böyle başlamıştım.

Tarih 31 Ocak 2021 gee 3 suları…

Ömrümüzden boşa giden koskoca bir sene, 2020…

Modern toplumun en önemli gerekliliği sosyalleşemeden geçip giden bir yıl.

Bu yazıdan önce aslında Hikayesi Olan Şarkılar, Hüsnü ve bir çok konudan bahsetmem gerekiyordu ama işte blog yazılarımı yazmada en büyük engel olan üşengeçliğin kurbanı oluyorum. Aslında üşengeç bir insan değilimdir ama sanırım içten içe zaten kimsenin okumayacağı yazılar yazma durumu bana engel oluyor.

Peki, bana büyük bir gazla bu yazıyı yazdıran neydi?

Asla almam dediğim youtube Premium üyeliğimi almamın üstünden 1 ya da 2 ay geçmişti, Blu TV’nin yıllık 120 lira kampanyasına denk geldim. Daha önce Aykan üye olduğu için sıra bu defa bendeydi. Bingo! Ömrümde ikinci defa para vererek üyelik oluşturmuştum.

Çerez gibi izlenen Blu TV özel yapımı Bonkis’i bitirdikten sonra saat 12 sularında ne izlesem de verdiğim parayı kurtarsam diye bakınırken “son gün” diye gördüğüm “Lumierse” karşıma çıktı.

Sinemanın mucidi Lumierse kardeşlerin 108 filminden oluşan bir belgesel…

1800’lerin sonun 1900’lerin başı Dünya’daki toplumların yaşamlarını gözler önüne seren harika bir belgesel izledim. Tabii üniversitede Sinema ve Dijital Medya Bölümünden aldığım dersler sayesinde en azından Dünya’nın ilk filmi aynı zamanda Lumier kardeşlerin de ilk filmi olan fabirakadan çıkan işçiler ile daha önce tanışmıştım.

Bence varoluşsal sancılara sahip olmak isteyen bütün bireylerin izlemesi gereken bir belgesel.

Lumier kardeşlerin bütün Dünya’ya gönderdiği operatörlerin çektiği filmleri izleyince benim kafamda, “Ben 1993 yılında Dünya’ya gelmiş, modern toplumun bütün nimetlerinden sonuna kadar faydalanan bir insancığım. Benden önce milyarlarca insan bu imkanlara sahip olmadan yaşadı. Onların farkında olmadıkları amaçları, bugünkü Dünya’nın imkanlarının oluşmasına katkı sağlamaktı. Biz de farkında olmadan bizden sonra var olacak Dünya düzeni için didinip duruyoruz. Teknolojinin şu andaki imkanları bundan 200 yıl sonra yaşayacak insanlara 2000’li yılların başında Dünya’da yaşanan olaylar hakkında geniş bilgiler bırakacak.

Fotoğraf, yazı, film vb gibi önemli dökumantasyon araçları bulunmadan önceki insan yaşamı hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Okuyamadığımız fakat gözle görüp dokunabildiğimiz tarihi eserler sayesinde yapılan çıkarımlar dışında koskoca bir hiç!

Şimdi uyuyacağım yazıya sabah devam edip sonra yayınlarım.

Belki de bu kısmı çıkarırım bilmyorum. İyi geceler.

Çıkarmadım. Fakat saat de epey ilerledi. Gün içinde hep yazıyı tamamlamayı planladım ama ha şimdi ha az sonra derken saat 22:00 oldu.

Dünkü soğuk ve hafif rüzgarlı havaya inat içimizi ısıtan, çok güzel bir hava vardı. An itibariyle 11836 adım atmışım. Sokağa çıkma yasağında bu kadar adımı nasıl attım? Ekmek sayesinde. Alacağım iki ekmeği bakkala gidip tek tek aldım. Belki biraz saçma ama dışarıdaki güzel havayı değerlendirmenin en yasal yolu buydu. İkinci ekmeği aldıktan sonra yolu da biraz uzatarak eve dönünce gayet güzel bir etkinlik oldu.

Lumiere kardeşlere geri dönelim.

Lumiere kardeşler ilk anda filmin mucidi çağrışımı yapsa da aslında onlar sinemanın mucidi olarak tarihe geçmişlerdir. Belgeseli ilk izlediğimde iki şey düşündüm. Birincisi, 130 sene önce de Dünya’da adaletsiz bir yaşam varmış. Yani o zaman da “Coğrafya kaderdir” savı geçerliymiş ama kimse farkında değilmiş. Lumiere kardeşlerin Dünya’ya gönderdiği sinematograflar sayesinde o dönem için Dünya’daki birçok toplum hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Görüntülere göre Orta Doğu o zaman da bugünkü gibi Avrupa ve Amerika’ya kıyasla geri kalmış durumda.  İkincisiyse bizden önce milyarlarca insan yaşadı. Hepsinin farklı değer yargıları ve inanışları vardı. MÖ 2300 yılında ortaya çıktığı varsayılan Hinduzim ile insanlık varoluş sebebini ilk defa o zaman açıklamaya çalıştı. Aradan geçen uzun yılların ardından MS 570’de Tanrı Dünya’ya son dini gönderdi.

Peki, aradan geçen yaklaşık 1450 sene içerisinde hiçbir insan müdahalesi olmadan Tanrı’nın son gönderdiği din varlığını koruyabildi mi? Yani Hz Muhammed’e Hira Dağında vahiy geldiğinde yazılanlar bugün hiç kasıtlı olarak değiştirilmemiştir diyebilir miyiz?

Bilmiyoruz.

31 Ocak 2021

Biranın Yanındaki Tuzlu Fıstık.

Sevgiler.