Hazırsanız miş gibi yapıyoruz…

Nasıl anlatsam, Nerden başlasam… Bodrum Bodrum…

Geçenlerde Bodrum’a gittğimi söylemiş miydim?

“Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin, Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin, Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler..” demiş Halikarnas Balıkçısı.

Bodrum otogarının en görünen duvarlarından birinde okudum bu yazıyı…

Oradayken düşünecek çok vaktim oldu. Bir sürü karar aldım kendi kendime. Sonra da bir güzel hepsini afiyetle yuttum.

Yuttuklarıma üzüledim, sadece biraz kilo aldım galiba.

Daha farklı olabilir miydi her şey?

Bilmiyorum.

Şimdi arkama baktığımda pişmanım diyemem. Sadece bir arpa boyu yol alabilmiş olmaktan üzgünüm.

Her neyse… Yazının başına dönelim.

Geçenlerde Mazhar Alanson, şarkısındaki “yandım yandım” kısmını Medine’de yazdım. “Baka baka doyamadım hem kokladım da” Kâbe’yedir mesela. Ama siz onu dinlerken aşk şarkısı zannedersiniz.” Diye alakasız bir açıklama yaptı.

Bu video bir iki gündür yeniden hortladı. Az önce Berna Laçin’in tweetini görünce epey güldüm.

“Bana yeniden şarkılar söyleten kadın kim? Meryem Ana mı?”

Hazırsanız miş gibi yapıyoruz…

Üzülmüş gibi,

Sevmiş gibi,

Değer vermiş gibi,

Dinlemiş gibi,

Anlamış gibi,

Miş gibi iste…

Nerden çıktı şimdi bu miş gibi yapmalar ve Mazhar Alanson hikayesi ya!

Her neyse…

Geçenlerde Damla’nın tavsiyesiyle Netlfix’de Sıcak Kafa’yı izledim.

“Osman Sonant var sen seversin, fena dizi değil izle” dedi.

Diziyi izlemeye başladığımda uzun süre gözlerim Osman Sonant’ı aradı. Meğer Mehmet Günsür görünümlü Osman Sonant varmış dizide…

Nerden bilebilirdim, Aşk tesadüfleri severmiş…

Kötü bir dizi değildi ama kitabını daha çok merak ettim. Okuyacağm.

Dizi bana genel hatlarıyla George Orwel’den 1984 romanını ve Francis Lawrence’ın I am the Legend filmini anımsattı.

2014 kışı sinema’dan çift anadal yapıyordum. Sıfıntaki herkes ekiplere bölünmüştü. Biz sınıfın en yetenekli grubuyduk. Yaptığımız işlerle çocuk halimizle çok büyük başarılar elde etmiştik. Bir gün derste Aras Hoca yönetmen arkadaşı Yeşim Ustaoğlu’nun Çeşme’de çektiği film için figüran lazım olduğunu istersek gidebileceğimizi hem de bir sinema öğrencisi olarak gerçek bir set görmenin çok faydalı olacağını söyledi. Biz de ekip olarak bu teklife çok heyecanlandık ve atladık gittik.

Çeşme’ye vardığımızda hafif puslu soğuk bir hava vardı. Bu benim Çeşme’ye ilk gidişimdi. Mezun olduktan sonra meslek hayatımın ilk 8 ayını Çeşme’de geçireceğimden habersizdim.

Otelin kapısından girerken Osman Sonant sigara içiyordu. Hemen gidip selam verdik. Sıcak ve samimi bir sohbet ettik.

Osman Sonant’ın benim için önemi Turgut Uyar’a ait olmayan Turgut Uyar’ın Palyaço şiirinden ötürüydü. Şiirin önemi ise bambaşka…

Neyse sonra ben bu şiiri Melisa’ya da öğrettim. O da bana Palyaço korkusunu anlattı.

İnsan palyaçodan korkar mı hiç?

Neyse biz Melisa’nın bu korkusunu yenmek için herkes tarafından sevilmeye çalışırken palyaçoya dönüşen bir adamın hikayesinin senaryosunu yazıp filmini çektik. “Boya”

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

Kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

Bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

Şimdi tam bu kısımda becerebilirsem Osman Sonant, Palyaço, Turgut Uyar, Tomris Uyar Cemal Süreya, Hakan Gerçek, Godot, Kaldırım çiçekleri ve Sıcak Kafa’yı birbirine bağlayacağım.

Biraz zor olacak,

Silsile başlıyor.

Demet’in bana Palyaço şiirini öğretmesi, Şiiri Osman Sonant’ın seslendirmesi, Osman Sonant ile film setinde tanışmamız, Şiirin Turgut Uyar’a ait olduğunun iddia edilmesi ama aslında ona ait olmaması, Sıcak Kafa’da oynayan Hakan Gerçek’in Cemal Süreya’nın Üvercinika şiirini seslendirmesi ve bu şiirin benim en sevdiğim Cemal Süreya şiirlerinden birisi olması, Cemal Süreya ve Turgut Uyar’ın farklı dönemlerde Tomris Uyar’a aşkları ve onca aşk şiirinin sadece bir Tomris’e ithafen yazılmış olması gerçekliği, Sıcak Kafa’nın ilk bölümünde Şule’nin gelmeyeceğini bildiği ama yine de beklediği otobüs durağı sahnesi, Durağın karşısındaki beton kaldırımın arasından çıkan kardelen, bu kaldırım çiçeklerinin betona karşı savaşını yıllardır benim en hüzünlü durum olarak bulmam falan filan…

Hadi bakalım bu silsileyi anlayan beri gelsin.

Geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

Adam değer verdiği kadına laf arasında Turgut Uyar’dan Göğe Bakma Durağı ve Cemal Süreya’dan Aşk şiirlerinden bahsetse yine de “seni seviyorum” demeli mi?

Daha önemlisi, diyebilir miyim?

Sedef Sebütekin zihnimde bedava konserler vermeye devam ediyor. Zabıtanın numarası kaçtı?

06.12.2022

Biranın Yanındaki Tuzlu Fıstık

Sevgiler.